Her yıl olduğu gibi bu yıl da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı büyük bir coşku ve gururla kutladık. Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünde meydanlar Türk bayraklarıyla donandı, marşlar söylendi, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk bir kez daha minnet ve özlemle anıldı.
Aradan tam 103 yıl geçti…
Ama görüyoruz ki Cumhuriyet sevgisi de Atatürk sevgisi de eksilmiyor. Tam tersine, nesilden nesile aktarılarak büyümeye devam ediyor.
Bunun en güzel görüntülerinden biri yine Anıtkabir’de yaşandı. Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamak isteyen vatandaşlarımız, Atatürk’ün huzuruna çıktı. Çocuklar, gençler, kadınlar, erkekler, yaşlılar… Ellerinde ay yıldızlı bayraklarımızla Cumhuriyetimizin kurucusuna olan bağlılıklarını gösterdiler.
Bu görüntüler bize önemli bir gerçeği bir kez daha hatırlattı:
Mustafa Kemal Atatürk yalnızca bir dönemin komutanı ve devlet adamı değildir. O, bu milletin bağımsızlık mücadelesinin Başkomutanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ortak tarihimizin en önemli simgelerinden biridir.
Bugün insanların Anıtkabir’e akın etmesinin altında da bu tarih yatıyor.
Çünkü bu millet, Cumhuriyet’in hangi şartlarda kurulduğunu biliyor. Yokluk içinde verilen Kurtuluş Savaşı’nı, bağımsızlık uğruna yapılan fedakârlıkları ve Anadolu insanının verdiği büyük mücadeleyi unutmuyor.
Atatürk’ün “En büyük eserim” dediği Cumhuriyet, bize yalnızca bir yönetim biçimi bırakmadı. Aynı zamanda bağımsız ve egemen bir millet olmanın sorumluluğunu da bıraktı.
Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir.
Cumhuriyet, millet iradesidir.
Cumhuriyet, kadınların ve erkeklerin eşit yurttaşlar olarak geleceğe bakabilmesidir.
Cumhuriyet, çocuklarımızın daha iyi bir ülkede yaşama umududur.
İşte bu nedenle 29 Ekim yalnızca takvimdeki bir bayram günü değildir. 29 Ekim, milletimizin kendi geleceğine sahip çıkmasının yıl dönümüdür.
Anıtkabir’deki kalabalıklara baktığımızda da şunu görüyoruz: Aradan geçen 103 yıla rağmen milletin Atatürk’e ve Cumhuriyet’e duyduğu bağlılık hâlâ çok güçlü.
Siyasi düşüncelerimiz farklı olabilir. Hayata farklı pencerelerden bakabiliriz. Farklı partilere oy verebilir, ülkenin meseleleri konusunda farklı görüşlere sahip olabiliriz. Ancak hepimizin üzerinde birleşmesi gereken ortak değer Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Çünkü bu Cumhuriyet hepimizin.
Atatürk de Cumhuriyet tarihimizin ortak değeridir.
103 yıl önce yakılan bağımsızlık meşalesini gelecek kuşaklara taşımak ise hepimizin sorumluluğudur.
Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında bize düşen görev; ülkemizi eğitimde, bilimde, ekonomide, hukukta, sanatta ve teknolojide daha ileriye taşımaktır. Cumhuriyet’e sahip çıkmanın en anlamlı yolu da onu sadece sözlerle değil, çalışarak ve üreterek daha güçlü hale getirmektir.
Ve 103. yıl kutlamaları bir kez daha gösterdi ki bu millet, Cumhuriyet’inden vazgeçmeyecek.
Anıtkabir’e giden yüz binlerin yüreğindeki ortak duygu aslında çok açık:
Cumhuriyet bizimdir, Atatürk bizim ortak değerimizdir.
Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve bu toprakları bize vatan yapan bütün şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun.
Yaşasın Cumhuriyet..





