1. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, Antalya Spor Salonu’nda
    gerçekleştirilen törenle sinema haftasını başlattı. Ustalar Tilbe Saran ve Menderes
    Samancılar’a Onur Ödülü’nün takdim edildiği törende Suzan Kardeş ve Abdurrahman
    Keskiner’e de Sinema Emek Ödülü sunuldu.
    31 Ekim’e kadar sürecek sinema coşkusu başladı; 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal
    Film Festivali, coşku dolu bir açılış töreniyle sinemaseverleri ve Antalyalılar’ı selamladı.
    Festival, bir hafta boyunca farklı etkinliklerle şehrin dört bir yanını sinemanın renkleriyle
    boyayacak ama Altın Portakal ruhu, sinemanın ışığını “Daima” yansıtacak.
    ANTALYALILAR DA AÇILIŞ COŞKUSUNA ORTAK OLDU
  2. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, açılış töreni Antalya Spor Salonu’nda
    Antalyalıların da katılımıyla yapıldı. Tribünleri dolduran Antalyalılar da festival coşkusuna
    ortak oldu. Festivalin geleneksel kırmızı halı geçişinde ünlü oyuncular boy gösterdi. Gece
    başarılı oyuncular Pınar Altuğ Atacan ve Emre Kınay’ın sunumuyla gerçekleşti. Antalya
    Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir açılış konuşmasında festivalin bu yılki
    sloganını vurgulayarak şunları söyledi: “Sinemaya duyduğumuz sevgi geçici değil,
    Antalya’nın sanatla kurduğu bağ geçici değil, Altın Portakal’a sahip çıkma irademiz geçici
    değil. Sinemaya olan tutkumuz daima, kararlılığımız daima, inancımız daima!”
    KÖKLER-KAMERA VE IŞIK BAŞLIKLI ÖZEL BÖLÜM
    Özdemir; festivalin bu yılki “Kökler- Kamera ve Işık” başlıklı özel bölümüne de dikkat çekti.
    Özdemir, “Dünyanın dört bir yanından savaş haberleri alıyoruz. Hiçbir savaş sıradan değildir,
    hiçbir çocuğun ölümü bir haber başlığından ibaret değildir. Bu yıl savaşın gölgesinde
    üretmeye çalışan sinemacıların hikayesine odaklanan bu bölümde Lübnan, İran, Filistin ve
    Ukrayna’dan gelen 13 film gösterilecek. Bu filmler aracılığıyla bu yıkımların ortasında
    yaşamaya üretmeye ve anlatmaya devam eden insanların hikâyelerine tanıklık edeceğiz.
    Dileğimiz; sinemanın ışığı dünyanın hiçbir coğrafyasında sönmesin” dedi. Özdemir; sözlerine
    şöyle son verdi: “Antalya’yı Türkiye’ye, Türkiye’yi dünyaya bağlayan ve her şeye rağmen
    yoluna kararlılıkla devam eden bu hikâyeyi hep birlikte yazmaya devam edeceğiz; dün,
    bugün, yarın. Daima sanatla, daima sinemayla, daima umutla sinemanın ışığı hiç sönmesin.
    Yaşasın sanat, yaşasın sinema, yaşasın Altın Portakal!”
    JÜRİ BAŞKANI DERVİŞ ZAİM FESTİVALİN DAHA DA BÜYÜMESİNİ DİLEDİ
    Gecede konukları selamlayan bir diğer isim de Ulusal Uzun Metraj Yarışması Jüri başkanı,
    usta yönetmen Derviş Zaim oldu. İlk filmi “Tabutta Rövaşata” ile ilk ödülünü, 1996’da Altın
    Portakal’da aldığını hatırlatan Zaim, şunları söyledi: “Aradan bunca yıl geçtikten sonra
    burada jüri başkanı olarak bulunuyor olmanın gururu içindeyim; festivale teşekkür ediyorum.
    63 yıl, çok önemli bir birikim; bu birikime layık olmak amacımız. Bu zor ama geleceği
    yaratmak için elimizden geleni mümkün olduğu kadar soğukkanlı, alçakgönüllü ve mesafeli
    olarak yerine getirmeye emin olduğumuzu söylemek isterim. Festivalin, ileriki yıllarda
    gelişerek büyümesi temennimdir; bunu da hep birlikte el ele başaracağımıza inancım tamdır”
    Emre Kınay’ın Yeşilçam şarkılarından oluşan performansıyla da renk kattığı gecede Genç
    Başarı, Onur, Emek ve Sinemaya Katkı ödülleri de sahiplerini buldu. Gecede hayatını
    kaybeden sinema oyuncuları ve emektarları da unutulmadı. Hazırlanan video ile bu yıl

Antalya Büyükşehir Belediyesi
Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı
Tel: (242) 249 54 80 – Faks: 249 54 85 – basin@antalya.bel.tr

içerisinde yaşamını yitiren isimler anıldı. Tören konukları ayakta ve alkışlarla ustalara
saygıyla andı.
TİLBE SARAN’A ONUR ÖDÜLÜ TAKDIM EDİLDİ
Festivalin ilk Onur Ödülü’nü, dört filmde kendisiyle birlikte çalışan yönetmenler Mehmet
Binay ve Caner Alper, usta oyuncu Tilbe Saran’a sundu. Ödülünü; “Kendisinden dört film
için daha söz istiyoruz yoksa ödül bizde kalacak” esprisiyle veren Caner Alper’den alan
Saran, “Bu kadar kıymetli bir ödüle layık gördüğünüz ve Menderes ağabeyle aynı satırda
anılma şerefi bahşettiğiniz için öncelikle festivale, özellikle de bu büyülü fener için durmadan