Ortadoğu bir kez daha dünyanın nefesini tuttuğu günlerden geçiyor. İsrail, ABD ve İran arasında haftalardır süren savaşın ardından ilan edilen ateşkes, şimdilik gökyüzündeki füzeleri susturmuş olabilir. Ancak hepimizin sorması gereken asıl soru şudur: Bu sessizlik kalıcı mı, yoksa yeni bir fırtınanın öncesindeki geçici durgunluk mu?
Son günlerde gelen haberler, tarafların iki haftalık şartlı bir ateşkes üzerinde uzlaştığını gösteriyor. Pakistan arabuluculuğunda başlayan diplomatik temaslar, kalıcı barış için masanın tamamen devrilmediğini ortaya koyuyor. Ancak bölgede yaşanan her çatışma bize şunu öğretti: Ateşkes metinleri kağıt üzerinde kolay yazılır, asıl zor olan o metinlere sadık kalmaktır.
Kalıcı bir ateşkes için önce güven gerekiyor. Güven ise bombalar altında değil, samimi diplomasi masalarında inşa edilir. Tarafların yalnızca askeri hedeflerini değil, siyasi hırslarını da geri çekmesi gerekir. Çünkü savaşlar çoğu zaman cephede değil, liderlerin egolarında büyür.
Bugün dünya ekonomisi bile bu ateşkesin kaderine kilitlenmiş durumda. Hürmüz Boğazı’nın açık kalması, petrol fiyatlarının dengelenmesi ve küresel piyasaların rahat nefes alması, barışın sadece bölgesel değil küresel bir ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Ateşkesin bozulması sadece yeni can kayıpları değil, milyonlarca insanın sofrasındaki ekmeğin küçülmesi anlamına da gelir.
İsrail’in güvenlik kaygıları, İran’ın bölgesel etkisi ve ABD’nin stratejik hesapları birbirinden tamamen farklı olsa da ortak noktaları aynı: Hiçbir taraf uzun soluklu bir savaşın maliyetini sonsuza kadar taşıyamaz. İşte bu yüzden bugün atılan diplomatik adımlar, geleceğin barış mimarisinin temel taşları olabilir.
Kalıcı ateşkes; sadece silahların susması değil, nefret dilinin de susmasıdır. Çocukların siren sesiyle değil, okul ziliyle uyanmasıdır. Annelerin gece boyunca telefon başında evlat haberi beklememesidir. Ve en önemlisi, Ortadoğu’nun kaderinin yeniden kanla değil akılla yazılmasıdır.
Dileğimiz odur ki bu ateşkes, tarihe kısa bir ara notu olarak değil, yeni bir barış döneminin başlangıcı olarak geçsin. Çünkü savaşın kazananı olmaz; ama barışın kazancı bütün insanlığa yeter.






