Kemer güzel bir memleket…
Deniziyle, güneşiyle, turizmiyle, emeğiyle yaşayan insanların şehri. Ancak ne yazık ki son yıllarda bu güzelliğin üzerine gölge gibi düşen bir başka gerçek var: dedikodu, yalan sosyal medya paylaşımları ve kötülük dili.
Eskiden mahalle arasında başlayan bir söylenti birkaç kişiyi etkilerdi. Bugün ise sosyal medya sayesinde doğruluğu araştırılmamış bir söz, bir fotoğraf ya da kasıtlı bir paylaşım dakikalar içinde yüzlerce insana ulaşıyor. Bir kişinin itibarı, bir esnafın emeği, bir ailenin huzuru bir “paylaş” tuşuyla zedelenebiliyor. İşte Kemer’in artık tam da bundan arınmaya ihtiyacı var.
Bir ilçeyi ayakta tutan sadece yolları, otelleri, restoranları değildir. Onu asıl güçlü yapan şey insanlar arasındaki güven bağıdır. Eğer bu bağ dedikoduyla, iftirayla, sosyal medyada yapılan yalan haberlerle zedelenirse, Kemer’in ruhu zarar görür. Çünkü kötülük önce kalpleri, sonra sokakları kirletir.
Bugün hepimize düşen görev şudur:
Bir paylaşımı görmeden önce doğruluğunu sorgulamak, bir söz duyduğumuzda hemen yaymak yerine kaynağını araştırmak, insanları karalamayı değil anlamayı tercih etmek.
Sosyal medya faydalı kullanıldığında büyük bir güçtür; Kemer’in güzelliklerini dünyaya tanıtabilir, turizmine katkı sağlayabilir, esnafına müşteri kazandırabilir. Ama kötü niyetli kullanıldığında toplumun huzurunu bozan en tehlikeli araçlardan biri haline gelir.
Kemer artık küçük hesapların, kişisel husumetlerin, gizli düşmanlıkların sosyal medya üzerinden yürütüldüğü bir yer olmamalı. İnsanlar birbirini yıpratmak yerine birbirine omuz vermeli. Çünkü bu ilçe hepimizin ortak değeri.
Artık dedikodunun yerini doğruluk, yalanın yerini şeffaflık, kötülüğün yerini ise iyi niyet almalı.
Kemer bunu başarırsa sadece turizmde değil, toplumsal huzurda da örnek bir yer olur.
Unutmayalım:
Bir kenti binalar değil, insanların birbirine karşı kurduğu temiz dil ve sağlam güven ayakta tutar.
Kemer’in geleceği de tam olarak buna bağlıdır.








