
Kemer’de Çalıştepe Tartışması: “Akdeniz’in Çanakkalesi” Ranta mı Açılıyor?
Antalya’nın Kemer ilçesinde yer alan ve “Akdeniz’in Çanakkalesi” olarak anılan Çalıştepe, son günlerde kamuoyunda tartışma konusu oldu. Kemerli iş insanı Durmuş Can, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada bölgedeki uygulamalara dikkat çekerek yetkililere çağrıda bulundu.
Sezen Turhan
Can, Çalıştepe’nin yalnızca doğal güzelliğiyle değil, aynı zamanda tarihi önemiyle de öne çıktığını vurguladı. Çanakkale Savaşı sırasında, 13 Mart 1917’de Mustafa Ertuğrul Aker komutasındaki bataryanın Fransız savaş gemisi Paris II’yi batırdığı bu bölgenin “ecdadın canı pahasına savunduğu kutsal bir miras” olduğunu ifade etti.

“Siperlere Erişim Zorlaştırıldı” İddiası
Durmuş Can, son dönemde bölgede yapılan bazı uygulamaların ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtti. İddialara göre:
• Siperlerin hemen yakınına kadar uzanan tahsisler yapıldı
• Ağaç kesimleri gerçekleşti
• Yürüyüş yolları tel örgülerle kapatılarak kapılar yerleştirildi
Bu durumun, tarihi siperlere erişimi fiilen zorlaştırdığı ifade edildi.
“Her Seferinde İzin mi Alınacak?”
Kemerli tarih araştırmacısı Ramazan Kar ile yaptığı görüşmeye de değinen Can, siperlere gitmek isteyen vatandaşların kaymakamlık ya da şantiye yetkilileriyle iletişime geçerek kapıları açtırabileceğinin kendisine iletildiğini aktardı. Ancak bu durumun pratikte sürdürülebilir olmadığını belirterek şu soruyu yöneltti:
“Her çıkışta kaymakamlığı mı arayacağız, şantiyeden izin mi isteyeceğiz?”

Turizm ve Tarih Vurgusu
Bölgenin hem yerli hem yabancı turistler açısından önemine dikkat çeken Can, deniz altında bulunan Paris II batığının dalış turizmiyle ilgi gördüğünü, buna karşın karadaki tarihi alanlara erişimin zorlaştırılmasının çelişki yarattığını dile getirdi.
Çanakkale’deki savaş alanlarının yapılaşmaya kapalı olduğunu hatırlatan Can, Çalıştepe’de yaşananların bu açıdan düşündürücü olduğunu ifade etti.
“Değerlerimizi Koruyamazsak Geriye Ne Kalacak?”
Kemer’in tanıtımında “deniz, kum, güneş, doğa ve tarih” unsurlarının öne çıkarıldığını hatırlatan Can, bu değerlerin korunamaması halinde kentin kimliğinin zarar göreceğini vurguladı.
Açıklamasının sonunda yerel yöneticilere ve sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulunan Durmuş Can, konunun gündeme taşınması ve gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerektiğini belirtti.
“Tarihimize ve doğamıza sahip çıkmak hepimizin ortak sorumluluğudur ” dedi.






